Birleşik Devletler’deki Bilim İnsanları Uzaylılarla İletişim Kurmaya Teşvik Ediliyorlar

16 Şubat 2015, Pazartesi

Birleşik Devletler’deki Bilim İnsanları Uzaylılarla İletişim Kurmaya Teşvik Ediliyorlar

Birleşik Devletler’deki bir konferansta, bilim insanları Dünya-dışı gezegenlerdeki medeniyetlerle aktif şekilde iletişim kurmaya çalışmanın vaktinin geldiğini söylediler.

Dünya-dışı yaşamla ilgili çalışmalarda bulunan araştırmacılar, Dünya’dan gidecek mesajın ne olması gerektiğini düşünüyorlar.

Bu çağrı, Amerikan Bilim Geliştirme Kurumu’nun (AAAS) San Jose’deki bir toplantısında Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırma Enstitüsü (SETI) tarafından yapıldı.

Varlığımızı bilinir hale getirmenin tehlikeli olabileceğini savunanlar da vardı.

SETI Araştırmacıları, Birleşik Devletler’deki radyo teleskopları kullanarak 30 yılı aşkın zamandır uzaydan gelen sinyalleri dinliyorlar. Henüz bir bulgu yok.

Kurumun direktörü Doktor Seth Shostak, AAAS toplantısındaki katılımcılara araştırmayı hızlandırma vaktinin geldiğini söyledi.

Shostak, BBC’ye şunları söyledi: “Enstitü’deki bir grup araştırmacı olarak biz ‘aktif SETI’ fikriyle ilgileniyoruz; sadece dinlemek yerine yakınlardaki yıldızlara bir şeyler göndermek. Çünkü eğer birilerini uyandırırsak cevap alma şansımız olur.”

Bariz endişeler var ama bunları Silikon Vadisi’nin kalbindeki ofisinde otururken her zamanki hınzır ifadesiyle söylüyor.

Oyun Bitti mi?

“Pek çok insan tehlikeli olduğu için aktif SETI’ye karşı. Bu ormanda bağırmaya benziyor. Dışarda ne olduğunu bilmiyorsunuz, yapmamak daha iyi. Uzaylıları, gezegeni yok etmeye teşvik etmesini istemeyiz değil mi?”

Buna katılıyorum ama bu konuşmayı ciddi bir araştırma enstitüsünden ziyade bir bilim kurgu toplantısında yapıyor gibiydik. Ofisin dekorasyonundaki patlak gözlü uzaylı oyuncakları bu havayı pekiştiriyordu.

Ama Doktor Shostak güvenilir, popüler bir şahsiyet ve kendi argümanlarını sunması için davet edildi.

Önde gelen gökbilimciler, antropologlar ve sosyal bilimciler AAAS toplantısından sonra enstitüde bir sempozyum düzenleyecekler ve aktif SETI’yi halka ve politikacılara sunmakla ilgili planlarını ayrıntılı bir şekilde anlatacaklar.

Gündemin ilk sırasında, böyle bir hamlenin onun katı deyişiyle “gezegenin yok olması”na neden olup olmayacağı var.

Doktor Shostak bana “Uzaylıların niçin böyle bir şey yapacaklarını anlamıyorum.” dedi.

“Bunun dışında, 70 yıldır zaruri şekilde onlara burada olduğumuzu söylüyoruz. Bunlar çok ilginç mesajlar değil; eski tv, radyo yayınları, İkinci Dünya Savaşı radarları. Hepsi Dünya dışına sızdı.

Buraya gelip gezegenimizi yakarak hayatımızı mahvedebilecek herhangi bir toplum, burada olduğumuzu zaten biliyordur.”

Kültürlerin Çatışması

Argümanı tamamen güven verici değil; ama toplantıda bu plana karşı çıkan bilim kurgu yazarı David Brin’inkiler de aynı şekilde, güven verici değil.

David Brin bana; “Tarihçiler, endüstriyel medeniyetlerle yerliler arasındaki ilk kontağın pek iyi olmadığını söylerler.” dedi.

Bay Brin, aktif SETI destekçilerinin “halkı, kültürel etkilerinin neler olabileceği geniş ve ayrıntılı bir şekilde tartışılmadan bir mesaj yollamaya zorladıklarını” düşünüyor.

Hollywood tarzı bir uzaylı istilasından korkmuyor ve iletişim kurma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu düşünüyor. Ama bahsettiği riskler oldukça yüksek ve bu sebeple potansiyel olarak yaşam olabilecek gezegenlere sinyal yollamadan önce etraflıca düşünmeye değer.

“Düzgün bir risk değerlendirmesi yapmadan, evrene bağırmak torunlarımızı riske sokacak bir şey.”

Aktif SETI sempozyumunun gündemindeki bir diğer madde de eğer uzaylılara bir mesaj yollayacaksak bu ne olmalı?

Tartışmaya katılanların bir kısmı kendimizin temizlenmiş bir anlatımını göndermemiz gerektiğine inanıyorlar; tarihimizdeki pek de gurur verici olmayan şeyleri çıkarıp, başarılarımızı pozitif olarak öne çıkararak (türümüz bir iş görüşmesine veya randevuya gidiyormuş gibi). Doktor Shostak buna karşı çıkıyor, ona göre uzaylıları yenmenin tek yolu kendimiz olmak.

“Benim şahsi tercihim interneti göndermek (tamamını), çünkü çok fazla bilgi yollarsanız üzerinde çalışmaları gibi bir şansımız olur”.


Kaynak: BBC